ERKEN DOĞAN – PREMATÜRE BEBEK ANNESİ OLMAK | 2

Erken Doğan- Prematüre Bebek Annesi olmak
Erken Doğan- Prematüre Bebek Annesi olmak

Erken doğan-Prematüre bebek annesi olmak ile ilgili hikâyemin nasıl başladığını daha önceki yazımda anlatmıştım sizlere. O ilk şok dalgası, tedirginlik, suçluluk duygusu, mutlu olmak ile korkmak arasında gidiş gelişler… Öyle bir duygu karmaşası ki tarifi imkansız. Hani ancak yaşayan bilir derler ya… Tam da öyle işte.

Erken doğumlar, bebek doğum yolundan geçerken zarar görmesin diye genelde sezeryan ile gerçekleşiyor. Sonuçta ameliyata giriyorsunuz, narkoz alıyorsunuz ve toparlanma süreci normal doğum gibi değil. Sezeryan ile olan doğumlarda standart hayatınıza dönebilmeniz en iyi ihtimalle 10 gün. Ancak erken doğum yapmış bir anne iseniz inanın en fazla 2 günde ayağa kalkıyorsunuz. Çünkü bebeğinizin olduğu yoğun bakım ünitesine gidiş gelişler başlıyor. Sütünüzü sağmanız gerekiyor ki bebeğiniz için bu ilk süt çok önemli. Kucağınıza alıp emzirme şansınız yok malesef çünkü emme refleksi henüz gelişmemiş. Sağılan süt bebeğinize burnundan sonda yardımıyla veriliyor.

 

Erken Doğan-Prematüre Bebek Annesi Olmak
Erken Doğan-Prematüre Bebek Annesi Olmak

 

Doğumdan bir kaç gün sonra hastaneden taburcu ediliyorsunuz. Bu aşamada evinizin bebeğinizin kaldığı hastaneye yakın olması çok önemli. Çünkü en az günde iki kere hastaneye çağrılıyorsunuz süt için. Evi uzak olan anneler eğer kalacak yakın bir yerleri de yoksa ve imkanları da elverişli ise, hastanede kalmaya devam etmeyi tercih ediyorlar bebeklerine yakın olabilmek için… Benim evim çok yakın olduğundan evime dönmüştüm ve günde en az iki kere hastaneye gidip geldim bebeğim taburcu olana kadar. Ve bu durum yaklaşık 1 ay sürdü.

Doğumdan 1 hafta sonraydı sanırım bebeğime ilk dokunduğum an. Gerekli steril kıyafetleri giyip yoğun bakım ünitesine alınmıştım. Bebeğim küvöz içerisinde ne işe yaradıklarını bilmediğim bir takım hortumlara ve cihazlara bağlı şekildeydi. Küvözden elimi uzatıp sadece elini tutabilmiştim. Sanki biraz sıkı tutarsam kırılacak, incinecek gibiydi.

Solunumu iyi durumda ve rengi de normale dönmüştü. Hatta ilk doğduğu zaman bütün vücudunu kaplayan tüyler yavaş yavaş dökülmeye başlamıştı. Bu tüylerin anne karnında normal doğum süresi içinde amniyon sıvısında döküldüğünü ancak erken doğumlarda bu sürecin dışarıda tamamlandığını öğrenmiştim hemşirelerden.

Bebeğime yoğun bakımda olduğu 1 ay süresince 2 kere trombosit nakli yapıldı. 1 kere de kalbi durdu malesef. Tabii sütümü kaybetmemem adına bana bunlar ailem tarafından söylenmedi o dönem. Her şey normale döndükten sonra öğrendim tüm bu olanları. Benim tek görevim vardı; sütümü sağmak ve günde iki kere hastaneye götürmek tabii bir de hastanede geçirdiğim süreyi mümkün olan her türlü bahane ile uzatabilmek… Bu arada manuel pompalar hiç bir işe yaramadığından, ben kompresörlü bir cihaz kiralamıştım ve benim en yakın arkadaşım olmuştu 😊

Medela Süt Sağma Makinesi
Medela Süt Sağma Makinesi

Doğumdan 15 gün sonra bebeğimin emme refleksi oluşmuştu ve hemşireler artık kucağıma alıp emzirebileceğimi söylemişlerdi. Annelik benim için yeni başlıyordu. Artık bebeğime dokunabilecek,kokusunu içime çekebilecektim…

ERKEN DOĞAN

Aslında bu yazıyı yazmak benim için hem biraz sarsıcı hem de mutluluk verici. Nerelerden nerelere gelmişiz. Sanki çok eskiden gördüğüm bir rüyayı hatırlıyor gibiyim. Prematüre bebek annesi olmakla ilgili deneyimlerimi ilerleyen zamanlarda sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Siz de hastane süreci ile ilgili deneyimlerinizi yorum bölümüne bırakabilirsiniz. Deneyimleriniz yeni annelere ve anne adaylarına yardımcı olacaktır.

Sevgiyle kalın  💜

Konuyla ilgili soru ve görüşleriniz için: